Üye Giriş
Köşe Yazıları
| Bir Mum Yak |
|
|
|
| Köşe Yazıları - Yasemin DİNÇ | |
| Yazar yasemin | |
| Cumartesi, 27 Haziran 2009 23:58 | |
|
Tags bir mum yak Bazen kelimeler hecelenir dilimin ucunda. Kimi zaman sevgisizliğe inat kimi zamansa hoşgörüsüzlüğe inat. Bir an gözlerimi ufka dalarken yakalıyorum. Eğitimci olmak diyorum. Ve benliğimi benle sohbet ederken buluyorum. Varlığımın esaretinden çıkıyor kelimelerim ve özgürleşiyor saniyeler geçtikçe. Bir eğitimciyim ben diyorum. Belli temellerim sağlam olmalı. Onlar yoksa bende eksikliğimi fark ediyorum hayalimde de olsa. Hoşgörü yoksa sevgi yoksa neyi büyütebilirim ki benliğimde. Derste yaramazlık yapan minicik bir kalbi nasıl susturabilirim, o yüreği incitmeden nasıl derse katabilirim, nasıl eğitebilirim küçük ama bir o kadar büyük dünyaları. Sevgim yoksa onlara karşı nasıl gösterebilirim bir abla şefkatini yada bir arkadaş sıcaklığını geleceğin umut tarlalarına. Kimim ki ben ? Dağları geçebilir miyim ki yada bir ağacın köklerinden daha derine inebilir miyim ? O zaman ne gerek var kibre, hoşgörüsüzlüğe ve sevgisizliğe. Bakın bir gülümseme nasılda heyecanlandırıyor minik Ayşe’yi. Ya Mehmet nasılda gülümseyebiliyor saçını okşayınca. Bir de Aliye bakın “öğretmenim beni de sevin” der gibi nasılda bakıyor içten ve samimice. Hepside sevgiye muhtaç yürekler. Şimdide kendime soruyorum nasıl bir eğitimci ? Öyle bir eğitimci olmalıyım ki aile sevgisi göremeyene onu yaşatabilen ailesinden sevgisini alana da işte aileden biri dedirtebilen bir eğitimci. Havada dolanan minik parmakları ürkütmeden güneş saçan o hayal dünyalarını korkutmadan hoş görebilmek onları. Emek harcamak ve emeğe değebildiğini görebilmek önemli olan. Bugün Mehmet’in karnı ağrıdığı için derse ilgisiz demeyi başarabilmek yada sokakta size hızla çarpan birine önemli değil derken gülümseyebilmek. En hırçın kavgalar hoş göremediğimiz için çıkmıyor mu yada kendi kendimizi yemek atasözü nereden geliyor? Hayır kelimesini de evet kelimesi gibi aynı metanetle kabullenmeyi unutabiliyoruz çoğu zaman. Oysa sudaki balıklar dans etmiyor mu denizle. Ya deniz her gün hissettirmiyor mu sıcaklığını kum tanelerine. Peki ya güneşe ne demeli düşürmüyor mu her gün ışıltılarını kocaman enginlere. Sanırım bütün mesele bu. Karanlık da dahi bir mum yakabilmek. Güzeli görebilmeyi başarabilmek. Etrafımızı aydınlatabilmek. Umut etmek ve onları canlı tutabilmek. Evet eğitimci olmak zor. Ve ben bir eğitimciyim eksiklerimi tamamlamaya çalışan. Aydınlık bir yol isteyen. Zoru başarmak bu olsa gerek.
|
|
| Pazar, 06 Eylül 2009 21:42 tarihinde güncellendi |



Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.