Üye Giriş

Dökümanlar

Köşe Yazıları

Web Stats

Işın GÜLTUTAN
Ata Anisina PDF Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 
Köşe Yazıları - Işın GÜLTUTAN
Yazar Işın   
Salı, 10 Kasım 2009 20:30

Ulu Önderimiz, Yüce Atamız, Liderimiz Atatürk’ün Anısına;

 

Gün 10.Kasım.1938, saat dokuzu beş geçiyor. Çakmak çakmak bakan mavi gözler kapandı.  Tüm yurtta ve cihanda güneş söndü, hayat durdu. İcraatlarıyla yüzyıla, daha sonraki nesillerin kaderini değiştiren yüce liderimiz artık yoktu.

 

Mustafa Kemal; beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımından üstün karaktere sahip olan bir liderdi. O; üstün kişiliğiyle, geniş dünya görüşü, ve yaratıcı, mantıklı ve gerçekçi liderliğiyle ömrü boyunca milleti için çalıştı, milleti için yaşadı ve canını feda etmekten kaçınmadı. Çanakkale savaşlarında ön saflarda savaştı ve hayati tehlike atlattı. Sakarya savaşında ise ayağı kırılsa da cepheyi terk etmedi. Vatanı ve milleti için her şeyini feda etmeye hazır olduğunu şu sözü ile açıkça ifade etmiştir: "Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk Milleti'ni ebedî hayatta yaşatmak için feyizli kalacaksın."

 

Milletinin kendi topraklarında yaşam hakkı elinden alınmak üzereydi, milletini korudu. Topraklarına sahip çıkarak bölünmez birlik ve beraberliğimizi korudu. Devleti yıkılmıştı, devlet kurdu. Kurduğu devlette hakimiyet milletin oldu. Milletin adı devletin adı oldu. Eğitimden, spora, ekonomiden, tarıma, ilimden, sanata, fene her alanda yenilikleri ile Türk milletinin dünyasını aydınlattı. Kendi milletini dünyanın en onurlu milletinden asla geri, asla güçsüz görmedi, göstermedi.

 

Atatürk, çocukları ve gençleri çok severdi ve onların en iyi şartlarda yetişip yükselmesini isterdi. Çünkü yeni nesillerinin ancak eğitim ve bilgi yönünden sağlıklı yetiştirebilirse Milletinin yükseleceği düşüncesini taşıyordu. Atatürk; belirlediği hedefler doğrultusunda bu düşüncesini hayata geçirmek için önce öğrenimi güç olan yazıyı değiştirmekle gerçekleştirebilirdi. Her medeni milletin kullandığı Latin harflerini kullanarak harf devrimini yaptı. Bundan sonrası  "Muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak" görevi öğretmenlerimize düşüyordu. Onlara olan inanç ve güvenini şu cümleleriyle açıklamıştır: “Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğitimciden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir. Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun  en fedakar ve muhterem unsurlarıdır. “

 “Muallimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar öğretmenleri ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.  Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakarlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.”

 

Mustafa Kemal Atatürk demek; Tam bağımsızlık ve Milli Egemenlik demek, Milli Birlik ve beraberlik demek, Yurtta Sulh, Cihanda Sulh, Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve Akılcılık, İnsan ve insanlık sevgisi demek, kısaca Türk milleti demektir.

 

Engin zekası ve ileri görüşlü ufkuyla köklü değişiklikler yaparak, siyasal, toplumsal, ekonomik alanlarda İnkılaplarını gerçekleştirmiştir. Atatürk devrim ve ilkeleri bir bütündür. Bu bütünlükle, çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmayı amaçlamıştır. Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.  diyen Atamız, yalnız geçmişte büyük hizmetler yapmış bir lider değildir. Eserleriyle ve düşünceleriyle, kendi Milleti'nin gerekse başka milletlerin geleceğine ışık tutmaya devam eden bir liderdir.

 

Yüce Atamızın aramızdan ayrılışının 71. yılında özlemlerimi dile getirmek istiyorum ve O’nu şükranla anıyorum. Rahat uyu Atam, izindeyiz!

Salı, 10 Kasım 2009 20:54 tarihinde güncellendi
 
Yeni Egitim PDF Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 
Köşe Yazıları - Işın GÜLTUTAN
Yazar Işın   
Pazartesi, 26 Ekim 2009 21:44

Selam Tüm Dostlara Yeniden;

Yazılarıma uzunca bir süre ara vermek zorunda kaldığımın nedeni, yeni eğitim öğretim döneminin açılması ve hoş ama yorucu bir telaş içine girmemizdir. Bu uzun dönemde neler yaşandı, neler yaşanmalıydı veya nelerin yaşanmaması gerekliydi, biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Yaz dönemi kimi eğitim çalışanlarına tatil olanağı sağlasa da, biz idareciler olarak okulun ve binanın eğitim öğretime hazırlanması, yeni öğretim programlarının oluşturulması, yeni öğrenci alınması için kontenjanların belirlenerek kayıtlarının yapılması için güzel fakat bir o kadar zor bir süreçtir.

Eğer kurumunuz merkezi bir yerdeyse tadilat, kırım döküm, tesisat, boya, temizlik gibi beden gücüne ihtiyaç olan işler imkanlar ölçüsünde daha kolay aşılabilmektedir. Ancak imkanınız kısıtlıysa yoktan var etmek tahmin edildiği kadar kolay olmayacaktır. Zaten bu işleri aşabilmek için personel yetersizliği her bölgede yaşanmaktadır. Buda yaşanan sorunları daha da artırmaktadır. Diğer birçok Kamu’da sadece kadro bulup oturarak mesai dolduran personel varken, Milli Eğitim Bakanlığında personel kısıtlamasına neden gidilir buda anlaşılmaz bir durumdur. Milli Eğitimimiz diğer Bakanlıklar kadar personel yönünden şanslı değildir. Ayrıca bu tarz işlere yeteri kadar ödenek ayrılmadığı için her kurum kendi yağıyla kavrulmaya çalışmaktadır.

Okulların derslikleri, atölyeleri, laboratuarları alabileceği kontenjanları belliyken, üst düzey bürokratların göndermiş olduğu zorunlu kayıtlarla dersliklerdeki öğrenci sayısı oldukça kabarmış ve sağlıklı eğitim vermek bir o kadar zorlaşmıştır. Bunların yanında ilköğretimlerde adrese bağlı kayıt sisteminin yer aldığı e-okul sistemi bu sene birçok bölgede tamamen oturmuş ve sistem kesintisiz ve düzenli işlemektedir. Kayıtlardaki şeffaflık veliyi memnun etmektedir. Orta öğretimde kısmen sistem devam etse de öğrenci velilerinin öğrencisinin ders programını, devamsızlığını, sınav tarihlerini ve notlarını izlemesi açısından yine olumlu bir adımdır.

Orta öğretimde; yeni ders programlarını oturtmuşken, 11/09/2009 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu 151 sayılı kararı yayınlanmış ve haftalık ders saati sayıları değişmiştir. Bu nedenle yaz dönemi yapılan hazırlıklar, tüm çalışmalar yeniden yapılması gerekmiştir. Üstelik haftalık ders saati sayıları artması ile birlikte eğitim öğretim sabah daha erken başlayıp, akşam geç saatlere kadar sürmektedir.

Tüm bu zaman zaman olumlu ve kimi zamansa olumsuz koşullar içinde hepimizin amacı; yılmadan, yorulmadan, birlik beraberliğimizi bozmadan, Türk milletine yeni beyinler kazandırmak, geleceğin temsilcisi olan çocuklarımızı en iyi şekilde eğitmek ve geleceklerini hazırlamak dolayısıyla Türkiye’mizin geleceğinde de  emeklerimizle rol almak olacaktır.

Cumhuriyetimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı, Atatürk’ün ilkeleri ışığında; çağdaş, dürüst, çalışkan, hoşgörülü, topluma karşı saygılı, içinde insan, yurt, millet sevgisi taşıyan, kendini sürekli yenileyen gençler olarak yetiştirmek en büyük görevimizdir ve bu bayrağı sonuna kadar taşıyacağız. Martı Jonathan Livingston misali yetiştirdiğimiz gençlere bayrağı devredeceğiz. Sanmıyorum ki mesleğimizdeki bu haz diğer mesleklerde bulunsun.

2009-2010 Eğitim öğretim yılının başarılarla geçmesi dileğiyle sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Işın GÜLTUTAN

Pazartesi, 26 Ekim 2009 22:28 tarihinde güncellendi
 
Eğitime gönül vermiş tüm dostlara merhaba; PDF Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 
Köşe Yazıları - Işın GÜLTUTAN
Yazar Işın   
Çarşamba, 01 Temmuz 2009 23:00
Eğitime gönül vermiş tüm dostlara merhaba; Emek dolu, uzun ve yorucu bir çalışma döneminden sonra 2008-2009 öğretim yılının sonuna geldik. Şimdi öğrencilerimizin bir kısmı; eğitim öğretim yılı boyunca gösterdikleri performansın değerlendirmesi olan karnelerine kavuşma heyecanı, bir kısmı da mezuniyet heyecanını atlatmış ve tatillerine başlamış bulunuyorlar. Öğrencilerimizi yuvalarından yeni ufuklara doğru uçurduk. Bunu biz eğitim ordusu olarak Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına bağlılıkla, sevgiyle, sabırla başardık. Geleceğimizi yapılandırmada önemli en unsur olan eğitimdir. Eğitimin ise en önemli yapı taşı öğretmenlerimizdir. Elbette işimiz insandır, görevimiz kutsaldır. Bir çok çözümsüz sorunların arasında zorlukla başa çıkmaya çalıştığımız olay, insanı ele alıp Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, dürüst, çalışkan, disiplinli, saygılı, vatan, millet demokrasi sevgisi taşıyan bireyler olarak yetiştirmek öğretmenin en baştaki sorumluluklarındandır. Bilgiyi sevgiyle sabırla verdiğiniz bir gerçektir. Bizleri diğer mesleklerden ayıran fark sevgiyi verebilme gücümüzdür. O’nların başarılarındaki en büyük etken bizler olsak da, başarı birçok faktöre bağlı olarak ulaşılabilen bir olgudur. Başarıya ulaşmada; sorumluluk duyma, planlı çalışma, kararlı olma ve kendine güvenme önemli rol oynar. Günümüzde başarıyı yakalamanın sürekli kendini yenilemekten geçtiğini biliyoruz. Bu bilinçle de öğrencilerimizi sevgi ile besleyip çağdaş eğitimin gerekleri doğrultusunda yetiştirmekten gurur duyuyoruz. Ancak; öğretim yılı sonunda düşündük mü? Sevgimizi onlara ne kadar verebildik, ne kadar doğru model olabildik? Bizler kendimizi ne kadar geliştirip, mesleki alanda yeniliklere ayak uydurabildik? Öğrencilere adlarıyla hitap edip onların birey olma hislerine ne kadar dokunabildik? Kaybetmenin kolay, kazanmanın zor olduğunun bilinciyle ne kadar sabır gösterebildik? Güler yüzle gözlerinin içine ne kadar bakabildik veya baktıysak ne kadar görebildik? Tüm bu soruların yanıtı olumluysa, bunları yapabildiğimiz sürece bizler buradayız, burada olmak zorundayız. Ayrıca yine bu soruların yanıtı olumluysa huzurlu ve mutlu bir tatil bizi bekliyor demektir. Dört bir yanınızın sevgiyle çerçevelenmiş adacık olmanız dileğimle; Gamze gamze tebessümler, saygılar.
Salı, 10 Kasım 2009 20:55 tarihinde güncellendi